Ana Sayfa Güncel Cesur’dan ”Baba” Paylaşım

Cesur’dan ”Baba” Paylaşım

Her yıl gerçekleştirilen ancak bu yıl tüm dünyayı etkisi altına alan Covid-19 pandemisi nedeniyle  9. Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel ‘in  doğum günü anma töreni bu yıl yapılamadı.

Bununla birlikte  IYI Parti Isparta Milletvekili Aylin Cesur, manevi  kızı ve hekimi olarak 9. Cumhurbaşkanımız Süleyman Demirel ‘in 96.doğum gününü “Baba” ya duyduğu özlemle kaleme aldığı yazıyı sosyal medya hesabından yayımlayarak kutladı.

”Sayın Cumhurbaşkanım, Cumhuriyetin 1. yıldönümünde ve hep çok önemsediğiniz Cumhuriyet haftasında iyi ki doğdunuz. Türk analarının kolları uzamaktan, çocukları hayvanlarla aynı sudan içtiği sulardan hastalanmaktan kurtuldu. İyi ki doğdunuz..

Türkiye’nin her tarafına gidilip gelinebilmeliydi. Edirne, Hakkari’ye, Kars Datça’ya kavuştu donattığınız yollarla. İyi ki doğdunuz.. Türk insanına muhtaç olduğu su bulunmalıydı. Köyleri, kasabaları ışıklanmalı ve aydınlanmalıydı. Ovaları yeşille sarmalandı. Işıl ışıl aydınlandı hem evler, hem ümitsizliğin kararttığı mahsun kalpler.. İyi ki doğdunuz.. Tüm çocukları okuyabilmeliydi. Köylü önce içme suyuna, sonra yola, okula giderdi hasretini ve insanca yaşama. İyi ki doğdunuz..

Türkiye sanayileşmeliydi ve Türk insanı daha iyiye kavuşmalıydı. Barajlara, elektrik santrallerine, fabrikalara, yollara ve dev eserlere ihtiyaç vardı. Eğitimden sağlığa, sanayileşmeden tarıma, sulamadan enerjiye, iletişimden ulaşıma, projelerle bezenmiş bir Türkiye idi hedef. Bunu yapacak mühendise, girişimciye, mühendisi yetiştirecek üniversiteye muhtaçtı ülke. Üniversiteler Cumhuriyet’in en güzel eseri idi size göre ve kurduğunuz 100’ün üzerinde üniversite ile uzak diyarlarda bunun hayalini kuran gençler, çağdaş geleceğe ve öğrettiğiniz “hür üniversite” kavramı ile Türkiye, dünyanın 20 teknoloji üreten ülkesinden biri olma hedefine erişti. İyi ki doğdunuz..

Şehirler, hava meydanlarına, denizler limanlara, gençler üniversiteye kavuştu. Çocuğuna aş götürecek ana-babalar yanıbaşına gelen demir-çelik, kağıt, gübre, tekstil, maden fabrikalarına, rafinerilere koştu. Türkiye girişimcisine, girişimcisi “Büyük Türkiye Davası”nda pay sahibi olma onuruna, dev eserlerle donanan Türkiye, sınırlarını aşarak, dünyaya hizmet kulvarına ulaştı. Asya Avrupa’yla hasret giderdi Boğaz köprüsü ile. Bolu dağı aşıldı, asırların umutsuzluğunu eriten Urfa tüneli ile, dağlar değil, çağlar delindi. İyi ki doğdunuz. Refahın, sadece altyapı hizmetleri ile değil, aynı zamanda refah getirdiğiniz insanların hür ve serbest olmasından geçtiğini savundunuz. 50 sene hür ve serbest demokrasi için savaştınız, “bırakın yürüsünler, aşınmaz yollar” dediniz, o yollarda yürüyenler anlamadı sizin özgürlüğü sunduğunuzu kendilerine ve bu sözlerle çıktılar karşınıza; sadece gülümsediniz. Hoşgörüyü bir ömür de alsa, öğrettiniz ona hasret yetişen nesillere..

İyi ki doğdunuz. Geçmişinde dünyaya hükmeden Türk insanı, artık uluslararası arenadaki Türkiye’nin, Avrupa’nın ve dünyanın insanı olmalıydı. Ülkemiz her alanda en iyi şekilde temsile, geleceğin temel taşı uluslararası anlaşmalara susamıştı, Türkiye Avrupa sofrasına oturdu, dünyanın 16 büyük ekonomisinden biri olma gururu herkesi sardı. İyi ki doğdunuz. Halk, Çankaya Köşkünde sizinle beraber, devletle kucaklaştı, seçildiğiniz gün verdiğiniz sözünüzle artık ülkenin her köşesinin ve her kişisinin Cumhurbaşkanı vardı Büyük Atatürk’ün evinde. Bir ömür ve her an rehberiniz oldu cebinizdeki anayasa ve hukukun üstünlüğü dediniz her fırsatta..

Türkiye Hukuk Devleti idi artık. İyi ki doğdunuz. İğneden ipliğe her şeyi satın alan bir ülkeden, kendine bugün yetecek kadar altyapısı, inşa gücü ve sanayi tesisi ile eğitim kurumu olan bir ülke idi hedefiniz ve de “Büyük Türkiye” idi bir ömür adadığınız hayaliniz. Bir ömür; daha hür, daha demokrat, daha zengin, daha güçlü ve mamur bir Türkiye hedefine koştunuz ve ulaştınız. Bugün bıraktığınız mirasınız ise Türk gençlerine, altını her fırsatta çizdiğiniz Büyük Atatürk’ün kurduğu Türkiye Cumhuriyeti’nin bir çağdaşlık projesi olduğu bilinci ile bu yolda ümitsizliğe katılmadan ilerlemesiydi. İyi ki doğdunuz.

Yasaklı kaldınız, darbelerle mücadele ettiniz, darbeleri günü geldi engellediniz; vicdan pınarlarını acıtan haksızlıklara rağmen dimdik yürüdünüz yolunuza ve demokrasiye ve Cumhuriyet’e sadakat istediniz bir ömür. Türkiye’nin Birlik ve beraberliğini, kardeşliğini her şeyin üstünde tuttunuz. Millet iradesinin üstünlüğünün, sosyal devletin, kalkınmışlığın, hürriyetin, adaletin, eşitliğin, herkesin özgürce ibadet edebilmesinin, din ve vicdan hürriyetinin, laik-demokratik Cumhuriyet’in savunucusu oldunuz. İyi ki doğdunuz..

Sayın Cumhurbaşkanım; Sizin ifadenizle, “Büyük Atatürk’ün kurduğu Türkiye Cumhuriyeti’nin”, sizin ve beraber yürüyen arkadaşlarınızın tarifsiz gayret ve inançlarınızla getirdiği bu gününde, yolu açıktır. Türkiye, her söylediğinizde göğsünüzü kabartan “hür ve serbest seçimlerini 27. defa yapabilmiştir” ve yine sizin ifadenizle her şeye rağmen yarınlara başı dimdik umutla bakabilmektedir. Siz, Büyük Atatürk’e ve silah arkadaşlarına, bu memlekete hizmet eden ve Hakk’a yürüyen herkese ve sizi dünyaya getiren Ummuhan Ana ile Yahya Baba’ya, bir ömür sadakatle yanınızda yürüyen Nazmiye Hanım’a kavuştunuz. Biz boynu bükük, biçare kaldık sizsiz. Sizden öğrendiklerimizle yürürken sizsizliğe hala alışamadık. Sizden siz olmadan nasıl yaşanırı öğrenmedik çünkü. Bugün tek tesellimiz, her yanını, sizi ebediyen yaşatacak eserlerinizle süslediğiniz güzel ülkemize ve bize bıraktığınız değerlerle, sizin hep istediğiniz gibi “ne iş yapıyorsak, onu en iyi şekilde yaparak, bu güzel ülkeye sizin gibi hizmet edebilme şansımız” Bu sizsiz bir doğum gününüzde de, hasretinizle, manevi huzurunuzda Çalcatepe’de olacağız. Ben size Yüce Allah’tan rahmet ve bize de dayanma gücü diliyorum. Sizi çok seviyoruz. Sevmeye devam edeceğiz. Ah keşke hayatta olsaydınız da, memleketimde öyle çok sorun var ve vatandaşlar o kadar biçare kalmış ki; ben sizin dizinize yanaşıp, anlatsaydım, 99 depreminde olduğu gibi İzmir Depreminde de ne yapalım danışsaydım!. Doğum gününüz kutlu olsun Sayın Cumhurbaşkanı’mız ve Sevgili Babamız..”

Dr. Aylin Cesur 1 Kasım 2020, Isparta