Ana Sayfa BİLİM TEKNOLOJİ Boş Duranı Allah Sevmez

Boş Duranı Allah Sevmez

 

Prof. Dr. Mehmet ÖZHANLI

Antik dönemde yaratılan mitlerin hiç birisi öylesine hikâye olsun diye uydurulmamıştır. Bütün mitler, insanın bu dünyada nasıl yaşaması gerektiğini topluma belletmeye yönelik hazırlanmıştır. Ne yaparsan neyle karşılaşırsın. Yapılan her şeyin bir bedeli olduğunu iyi şeyler yaparsan ödüllendirileceğin kötü şeyler yaparsan cezalandırılacağın tanrısal hikâyelerle anlatılmıştır. Topluma verilmek istenen mesajlara uygun karakterler ve olaylar seçilerek oldukça canlı ve inandırıcı mitler oluşturulmuştur. İnsanı köleleştiren dil aracılığıyla kuşaktan kuşağa aktarılan, toplumları yapılandırmaya yönelik yaratılan bu mitler, zamana ve değişen koşullara uydurularak her çağda güncelliklerini kaybetmelerinin önüne geçilmiştir. Böylece her dönemde insana ayar veren hikâyeler devam ettirilir.

Güncelliğini hiç kaybetmemiş ve her dönem geçerli olan mitlerin başında Yunan Mitolojisindeki Sisifos (Sisyphos) mitosu gelir. Sisifos, Asopo’un kızı Aigina’nın Tanrı Zeus tarafından kaçırılıp tecavüz edilmesine şahit olur. Tanrının bu sırrını saklamayıp gelip kızın babasına söylemesinden dolayı Zeus onu ölümle cezalandırır. Tanrının sırrını deşifre ettiği için öldürüleceğini anlayan Sisifos öldüğü zaman kesinlikle cenaze töreni düzenlememesi konusunda karısına sıkı sıkı tembih eder. Tanrı ölüm meleği Thanatos’u gönderir ve Thanatos Sisifos’u alıp yeraltı dünyasına götürür. Sisifos oraya gider gitmez ağlayıp dövünmeye başlar. O kadar çok ağlayıp dövünür ki yeraltı Tanrısı Hades bu feryat figanına daha fazla kayıtsız kalamaz. Gelip neden böyle çok ağladığını sorduğunda Sisifos hayırsız karısının kendisine cenaze töreni düzenlemediğini ve bundan dolayı ruhunun huzura kavuşmadığını söyler. Antik Dönemde ölen biri için cenaze töreni düzenlenmediğinde ölen kişinin ruhunun kesinlikle huzura kavuşmadığına ve arafta kaldığına inanılıyordu. Tanrı Hades, kadının bu yaptığına çok öfkelenir ve Sisifos’u dünyaya karısını cezalandırması için gönderir. Hades’i kandırıp dünyaya çıkan kurnaz Sisifos bir daha yeraltı dünyasına dönmez. Tanrı Zeus bu zeki ve kurnaz kralın kendisine ve düzenine bir daha zarar getirmemesi için onu yeniden öldürür ve öbür dünyaya (Tartaros) tekrar gönderir. Bu sefer işini sağlama alan Tanrı, onun hiçbir zaman başaramayacağı olan cezayı verir. Yeraltı Dünyasında sonsuza kadar büyük bir kayayı bir tepenin en yüksek noktasına dek yuvarlamaya mahkûm edilir. Hiçbir zaman o kayayı tepenin en yüksek noktasına çıkaramayacaktır. Her seferinde kaya tekrar tekrar aşağı yuvarlanacak ve Sisifos onu yeniden yeniden yukarı çıkarmaya çalışacaktır. Bu kısır döngü sonsuza dek devam edecektir. Bu cezadan sonra Sisifos’un tek düşüncesi o yuvarlak kayayı tepenin başına nasıl çıkaracağı olmuştur. Artık ne tanrıyla nede başka bir şeyle uğraşacak hali kalmamıştır.

Dünyanın en büyük ozanı Homeros, bu mitosun kahramanı seçilen Sisifos’u insanların en hünerlisi ve kurnazı olarak tanımlamıştır. Bu kurnaz ve zeki adamın kurulu düzene zarar vermemesi için bahanelerle cezalandırılması oldukça manidardır. Sisifos ve uydurulan hikâye ile topluma verilmek istenen mesaj oldukça açıktır. “Eğer sen boyundan büyük işlere kalkışırsan onun altında kalırsın” ya da “üzerine vazife olmayan işlere burnunu sokarsan cezası büyük olur” gibi mesajlar verilmiştir. Verilmek istenen mesaj bu kadar değil, daha birçok farklı sonuç çıkarılabilir. Verilmek istenen en önemli mesaj ise Sisifos’a verilen cezada yatmaktadır. Toplum mimarlarına ve yöneticilere verilen bu mesaj yönettikleri insanları/toplumları nasıl köleleştirebileceklerini öğretmektedir. Toplum mimarlarına önerilen insan tipi orta zekâlı sisteme sorun çıkarmayan durmadan çalıştırılabilen ve sorgulamayan tiplerdir. İnsanların sürekli bir şeylerle uğraştırılıp düşünmeye ve sorun çıkarmaya fırsat bulamamasıdır. Bundan dolayı dünyanın her yerinde insanlar sürekli bir şeylerle meşgul edilir. Kimisi işle, kimisi açlıkla, kimisi hastalıkla, kimisi aşkla, kimisi suni gündemlerle umutlandırılarak durmadan oyalanır. Ve ömrün nasıl geçtiğini fark etmeyen insan ölümlü sonla burun buruna gelene kadar yapılanların farkında olmaz. Fark ettiğinde artık çok geçtir. Bu ve benzeri kurucu mitlerle toplumlar/uluslar kendi içindeki aykırı insanları öğüterek kendileştirmiştirler. Birey, içine doğduğu toplumun oluşturup anayasaya dönüştürdüğü kurucu, kültür ve gelenek mitlerinin kendisine müsaade ettiği şeyleri kaderi olarak yaşayabilir. Bu yazılı olmayan kuralların dışına çıktığında toplum tarafından dışlanıp cezalandırılır. Hiçbir canlı dışlanma psikolojisini uzun süre kaldıramaz. Bundan dolayı insan istese de istemese de içinde yaşadığı toplumun bir parçası olarak kendisine biçilen hizmeti gerçekleştirmek zorunda kalır. Onun için “boş duranı şeytan dürter” diye bir söz yazılmış ki hep bir şeylerle meşgul edilip sorun çıkarmayalım