Türk ve dünya tarihinde unutulmaz bir iz bırakan ve vatan topraklarının şahit olduğu en büyük
kahramanlıkların yaşandığı Çanakkale Zaferi’nin, 110. yılını bir kez daha aynı gurur ve
heyecanla milletçe idrak etmekteyiz.
Çanakkale Zaferi, tarih boyunca bağımsızlık ve vatan sevgisi uğruna mücadele etmekten imtina
etmeyen aziz milletimizin sarsılmaz inanç ve kararlılığının en güçlü işareti; tarihten silinmek
istenen bir milletin, bütün imkânsızlıklara rağmen vatanını korumak için verdiği milli
mücadelenin destanıdır. Bu destanın her satırında isimsiz kahramanlar ve insanlık onuru vardır.
18 Mart 1915 tarihinde “Çanakkale Geçilmez!” diye yazılan bu destanla, vatan toprağı içinde
kardeşliğin ve ulus olma bilincinin de temeli atılmıştır. Dünya tarihini ve masa başında yapılan
hesapları değiştiren bu zafer, aynı zamanda milli mücadelenin de ilk kıvılcımı olmuştur.
Yurdun dört bir yanından gelerek vatan savunmasına katılan yiğitler cephede omuz omuza
çarpışmış, bu mücadeleyi zaferle taçlandırmış, böylece üzerinde yaşadığımız coğrafyayı bir
kara parçası olmaktan çıkarıp, bir ruh ve değişmez bir öz haline getirmiştir. Çanakkale’de
şahlanan ruh, milletimizin inanç ve mayasını oluşturan ruhtur. Bugün de her zamankinden daha
çok aynı ruha, inanca ve duyguya ihtiyacımız vardır. Genç nesillerimizi bu yüce duygularla
yetiştirmeli, atalarımızın emanetini onlara doğru bir şekilde aktarmalıyız.
Bu duygu ve düşüncelerle; 18 Mart Şehitleri Anma Günü ve Çanakkale Zaferi’nin 110. yıl
dönümünde, başta Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve onun silah arkadaşları olmak üzere, bu eşsiz
zaferin gururunu milletimize yaşatan, vatanımız, bağımsızlığımız, milli birlik ve bütünlüğümüz
uğrunda canlarını feda eden aziz şehitlerimizi ve ebediyete irtihal eden kahraman gazilerimizi
rahmet ve tazimle yâd ediyorum.







