Ana Sayfa Prof. Dr. Mehmet ÖZHANLI Antik Dönemde Adalet ve Cezalandırma

Antik Dönemde Adalet ve Cezalandırma

Prof. Dr. Mehmet ÖZHANLI

Antik Dönemde, bütün insanların adaletin önünde eşit olması ve yaptıkları kötülüklerin karşılıksız kalmaması suç işleyenlerin mutlaka cezalandırılması gerektiği kahramanlar ve tanrılar üzerinden yaratılmış mitlerle anlatılmıştır. Suç işleyen kim olursa olsun makamına, ailesine ve servetine bakılmaksızın herkese aynı adaletin uygulanması ve mutlaka cezalandırılması esastı. Eğer biri suç işlemişse ve bu işlenen suçu yapan dışında kimse görmemiş olsa bile, yapan kişinin işlemiş olduğu bu günahtan kendini arındırabilmesi için kendini cezalandırması onurlu bir davranış olarak yansıtılmıştır bu mitlere. Bu şekilde oluşturulmuş yüzlerce mit bulunmaktadır. Bu mitlerin en ünlülerinden bir tanesi Tanrının oğlu Herakles’in işlediği bir cinayet nedeniyle kan borcunu ödemesi için Lydia Kraliçesi Omphale’ye köle olarak satılarak cezalandırılmasıdır. Herakles, Kral Eurytos’a misafir olur ve geçirdiği manik depresyon sonucu kralın oğlunu öldürür. Daha öncede böyle suçlar işlemiş olduğundan ona bu ceza verilir. Herakles’in işlemiş olduğu suçlar için ödediği bedeller tarihe “Herakles’in 12 işi” olarak geçmiştir. İşlediği bu yeni suçtan dolayı kahramanın arınabilmesi için Kraliçenin verdiği bütün görevleri itiraz etmeden yapmak zorundadır. Zalim Kral Eurystheus’u korkutan, kralları deviren, kentleri fetheden, efendi-köle rollerini tersine çeviren, daha çocukken yılanları boğan Herakles, kadın efendisi Omphale’nin bir dediğini iki etmemiştir. Herakles’in silahları elinden alınmış, Omphale’nin kadın hizmetçileriyle oturup yün eğirmiş, şeffaf kadın elbiseleri ve ayakkabıları giymiş, kadın takılarıyla süslenmiştir. Bunlar dışında tekrar özgür kalabilmesi için Kraliçenin mecbur tutuğu çok sayıda tehlikeli görevi de başarması gerekmiştir Herakles’in. Bu görevlerin de tamamı topluma verilmek istenen adalet, dürüstlük ve cezalandırma mesajlarıyla doludur. Kraliçe’nin verdiği ilk iki görev halka zarar veren zalimlerin, anlayacakları dilde cezalandırılmasıdır. Herakles’in yerine getirdiği bu görevlerden dolayı Herakles’i, dönemin Tragedya yazarı Euripides “Adaletlilere adil, ama kötülerin bu dünyadaki en büyük düşmanı” olarak tanımlamıştır. Herakles’in Omphale’nin emriyle yerine getirdiği üçüncü görev ise Kerkopların yakalanmasıydı. Kerkoplar yalan söyleyen, hırsızlık ve dolandırıcılık yapan, yararlanabilecekleri herkese yalakalığı, yağcılığı ve iltifatı eksik etmeyen Andulos ve Atlantos adlarında iki kardeşti. Dördüncü görev ise Apemeia/Dinar’da yaşayan ve insanları ot biçmede yarıştırıp kaybedenlerin başını kesen Midas’ın oğlu Lityerses’i yenip onun yaptığı gibi başını Kosa ile kesip Menderes Nehrine atmasıdır. Beşinci görevi mimar ve mucit Daidalus’un, Girit Kralı Minos’ta kaçıp kurtulması için kanat yaparak uçurduğu ve denize düşerek ölen oğlu İkarus’un cesedini bulup gömmesidir. Herakles’in bir diğer işi de Sakarya/Sangarios ırmağında etrafa dehşet saçan yılanı

öldürmesidir. Bu aslında gerçek bir yılanı öldürmek değildir. Irmakta yıkanarak bir yılandan daha tehlikeli olan (çılgınlık/Mania) hastalığından kurtulmasıdır. Verilen bütün bu görevleri başarıyla tamamladıktan sonra Herakles özgürlüğüne kavuşmuştur.

Bu mitosta verilmek istenen mesajlar çok açıktır. Tanrının oğlu da olsa birisi bir suç işlemişse mutlaka cezalandırılmalıdır. Anlatılan mitosta Tanrının oğluna ceza verilmesi, yönetimi elinde bulunduranın herkese eşit mesafede durması ve adaleti herkese eşit uygulamasının ne kadar önemli olduğunun vurgulanmasıdır. Adalet terazisini kendinden yana bir kere de olsa yanlış tartın mı düzenin bozulacağı ve bir gün kendin adalet arar duruma düşeceğin gerçeğinin mesajı da verilmiştir. Uygulanan adalet insanları tatmin etmezse her kesin kendi adaletini kendisinin uygulamaya kalkacağı ve düzenin bozulacağı endişesiyle Tanrı oğluna verilen cezayı onaylamak zorunda kalmıştır. Böyle basit gibi görünen bir cezanın verilmesinin nedeni ise kahramanın daha önce yaptığı önemli on iki işinin hafifletici sebep olarak görülmüş olmasıdır.

Herakles gibi bir kahramana şeffaf kadın elbisesi giydirilmesi, yün eğirtip kadın işleri yaptırılması antik dönem insanı için yeterince onur kırıcı bir cezadır. Burada cezalandırıcı olarak Omphale’nin yani bir kadının seçilmesi de oldukça manidardır. Omphale’nin, Herakles’in silah geçirmez aslan postunu giyerek ve sopasını alarak rolleri değişmesi günümüze kadar birçok sanat eserine konu olmuştur. Kadının burada adaleti uygulayan yani adalet terazisini tutan olması vicdanı ve adaleti temsil etmesindendir. Kadın, toplumların adaleti olmaktan çıkarıldığında tarihin her döneminde felaketler kaçınılmaz olmuştur. Bu yüzden “adalet” Tanrıçada yani kadında vücut bulmuştur.

Herakles’in, yalancı, hırsız, dolandırıcı, yalaka kısacası karaktersiz Andulos ve Atlantos adlı Kerkop kardeşleri cezalandırması da oldukça önemli bir mesajdır. Bu mesajda, tarihin her döneminde toplumlarda sayıları her zaman çok olan bu karakterden insanların cezalandırılmasının önemi vurgulanmıştır. Bu karakterden insanların cezalandırılmaması ve bu davranışlarının hoş görülmesi o toplumların için için çürüyerek yok olmasının en büyük sebepleri arasındadır. Cezasız bırakılan bu davranışlar ahlaksızlığı normalleştirir ve insanları bir arada tutan adaleti tamamen ortadan kaldırır. Adaletsiz bir dünya savaş meydanıdır.