Ana Sayfa Prof. Dr. Mehmet ÖZHANLI KÖTÜLÜĞÜNÜN SINIRI OLMAYAN CANLI

KÖTÜLÜĞÜNÜN SINIRI OLMAYAN CANLI

Prof. Dr. Mehmet ÖZHANLI

Kendi tarihini yazan insan, yapmış olduğu bütün kötülükleri her zaman iyi gösteren bir kılıf uydurmuştur. Sahip olduğu yetenekleri kullanarak kendisini kutsallaştırmış diğer bütün canlılardan ve hatta günahsız olarak tanımlanan meleklerden bile üstün kılmıştır. İnsanın kötü olacağının farkına varan Melek Şeytan ise cennetten kovulmuş çirkin, korkunç bir yaratığa dönüştürülmüştür. Gelinen noktada maalesef Şeytan’ın haklı olduğu anlaşılıyor. İnsanın geçmişi ırklardan, dinlerden ve ideolojilerden bağımsız, tarafsız bir biçimde incelendiğinde insanın kötülük sınırının olmadığı görülür. Tarihin sayfaları ve arkeolojik kazılarla açılan kültür katmanları insanın acımasızca yaptığı kötülük ve zalimliklerle doludur. İnsanın yaptıklarını yazmaya ne zaman ve ne de ömür yeter. Onun için burada, son zamanlarda iyice artan edepten, hayâdan, ahlaktan ve vicdandan yoksun insanların masum, savunmasız çocuklara yapıklarına dikkat çekmiş olalım. Dünyaya egemen olan erkeğin, tarihin her döneminde yaptığı egemenlik savaşlarında en büyük acıları kadınlar ve çocuklar yaşamıştır. Bu korkunç acımasız durum günümüzde de yaşanmakta ve gelecekte de devam edecektir. Çünkü ataların dediği gibi insanın gözünü toprak doyurur. Yaşadığı sürece içindeki kötülük bir şekilde dışa vurur.

Hemen hemen bütün canlılar neslini devam ettirmek için çiftleşirler. Bu eylemi mevsimlerin döngüsünü dikkate alarak yılın belli bir zamanında gerçekleştirirler. İnsan dışında hiçbir tür kendi türü dışındakilerle birlikte olmaya ya da onlara tecavüz etmeye kalkmaz. Güçsüz, çaresiz ve yalvarır gözlerle bakan bir yavruyu dövmek, taciz etmek canlılar arasında sadece insana özgüdür. Canlılar arasında bu kadar çok yüzü ve maskesi olan ve de kendisini kutsal bir varlık olarak göstermeye çalışan başka bir canlı yoktur. İnsan öyle bir varlık ki, nefsini terbiye edip kötülüklerden arındırarak, doğru bir yaşam sürmesi için Tanrı tarafından gönderildiğine inanılan peygamberleri, kutsal kitapları ve dinleri bile çıkarları doğrultusunda değiştirmiş ve kendi türüne karşı büyük bir silah olarak kullanmıştır ve kullanmaya devam etmektedir. Nefsinin kölesi olmuş bu varlığın kötülük sınırı gerçekten yoktur. Altı aylık kedi, köpek yavrusuna tecavüz edip öldüren, kendi çocuğunu pazarlayan ve tacize uğramasına göz yuman bu varlığın tanrıyla, kutsallıkla bir alakası olamaz. Tabi ki bu bir genelleme değil her türün iyisi, kötüsü vardır sadece kötülerden yola çıkarak hepsine kötü demek hiç doğru olmaz. Burada sadece kötü olanlar ve onların kötülük yaptıklarını görüp susanlar dikkate alınarak bir sonuca gidildi.

Dünyanın genelinde yapılan kötülüklerin televizyon, gazete ve internete yansıyan binde birine bile hiçbir vicdan sahibi insan tahammül edemez, etmemeli de. Birkaç kişinin din, ırk ve ideoloji kılıfına büründürerek keyfi için organize ettiği savaşlarda öldürülenlerin, mülteci durumuna düşürülenlerin, seks kölesi yapılanların, organları satılanların sayısı belirsizdir. Yaşatılan acıların gerçek bir tanımını ve tarifini yapmak mümkün değildir. Özellikle kendini savunamayan ve ifade edemeyen çocuklara yapılanları… Yaşamadan kimse bilemez…

Canından can çıkaran bir annenin çektiklerini, hissettiklerini ve bütün yaşadıklarını tam olarak anlamak için anne olmak lazım diye yazacaktım ki aklıma çocuğunu satan, pazarlayan, taciz eden, sadece doğurma işlemini yapmış vicdan yoksunu anneler geldi. Anneliğin ve vicdanın kerameti doğurmakta değil eğitimde. İnsanların bir arada vicdanlı ve iyi olarak uygar yaşamasını sağlayan tutkal eğitim ve ahlaktır. İlk insandan günümüze kadar denemelerle tecrübe edilmiş doğru ahlak öğretildiğinde inanç ve dinin de doğru yaşanması sağlanır. Ahlak yoksunu pozitif bilimle eğitilmemiş dinci bir nesil pimi çekilmiş el bombası gibidir. Bütün kötülükleri yaratanın adını anarak yapar.

İnsanın yapacağı bütün kötülüklerin önüne geçmek mümkün değildir. Ancak, en azında inançlı, ahlaklı bir eğitimle insanların akıl ve mantıkları devreye sokularak nefsinin önüne biraz olsun geçilebilir. Bu eğitimin etkili olabilmesi için caydırıcı yasaların hazırlanması ve suçluların şiddetle cezalandırılması yoluna gidilmelidir. Özellikle kadın ve çocuklara karşı işlenen suçların cezaları halka açık alanda infaz edilmeli ki caydırıcı olsun. Çocuklara karşı işlenen suçlarda yapan kişilerin cinsel uzuvları, dilleri ve elleri kesilerek ibreti âlem için teşhir edilmelidirler..