Ana Sayfa Prof. Dr. Mehmet ÖZHANLI DOLANDIRMAK/DOLANDIRILMAK

DOLANDIRMAK/DOLANDIRILMAK

Prof. Dr. Mehmet ÖZHANLI

“Dolandırmak” ve “Dolandırılmak” karşılıklı yapılan bir eylemdir. Tek taraflı bir davranış değildir. Bu işte bir dolandıran bir de dolandırılan vardır. Tamamen gönüllülük esastır. “İstisnalar kaideyi bozmaz” tespiti dikkate alınarak hiç kimse kimseyi onun haberi olmadan dolandıramaz denebilir. Bu eylemi gerçekleştirenler “zeki” ve “kurnaz” diye iki farklı karakterle açıklanabilir. Burada zeki olanlar dolandıranlar kurnaz olanlar dolandırılanlardır. Zekiler, dolandırıcılık yapacakları alanla ilgili donanımlı bilgi edinip bütün hazırlıklarını tamamladıktan sonra tuzağı kurup, tuzağa cezbedici, umutlandırıcı yemleri koyup kurnazları beklemeye başlarlar. Çalışmaktan hoşlanmayan, yorulmadan çok çabuk zengin olmak ve lüks bir hayat sürmek isteyen kurnazlar yemin kokusunu alır almaz hemen harekete geçerler. Böylece dolandıran ve dolandırılanlar bilebile lades diyerek bir araya gelmiş olurlar. Bu ilişki başlarda, kurnazları mutlu edecek flört ötesi bir davranış sergiler ve alışkanlığa dönüşmesi için zamana yayılır. Çalışmadan, yorulmadan kazanmaya alıştırılan kurnazlar, daha çok isteyerek dolandıranlarına çıkarsal bir sevgiyle dolanırlar. Bu durum kılıfı çoktan hazırlamış olan dolandıranların minareyi çalmasını kolaylaştırır.

Bu ilişkinin yaşanma biçimi ve sonuçları, uygarlaşmamış toplumlarda içgüdüsel davranışların en ilkel boyutlarıyla yaşandığı için çok şiddetli olur ve çoğu zaman intiharlarla son bulur. Bu ilişkide bir suçlu ve mağdur aramak çok doğru olmaz. Çünkü amiyane deyimle “alan memnun satan memnun”; ya da “ava giden avlanmış” tır. Bu ilişkiye başlayanlar kazanmayı veya kaybetmeyi göze alma cesaretine sahip insanlardır. Bunları “mağdur” olarak görmek onların cesaretine, gözü karalığına ve girişimciliklerine hakaret(!) olur. Bundan dolayı ilişkinin dışındaki üçüncü kirşlerin bu konuda sadece dedikodu yapma hakları vardır. Bir müdahaleleri söz konusu olamaz olsa da zaten kale alınmazlar. Çünkü ahlaksız, açgözlü, çalışmadan, emek vermeden zengin olmak isteyen eğitimli bu kurnaz insanlar, kendilerini çok akıllı; alın teriyle çalışıp emek verenleri ise enayi olarak görürler…

Sülün Osman’la başlayan, bankerler, sadet zinciri ve Parsadan gibi dolandırıcılarla devam eden dolandırmak ve dolandırılmak ilişkileri, ülkedeki eğitim düzeyinin yükselmesiyle azalması beklenirken tam tersine eğitimle birlikte daha büyük bir nitelik kazanarak fazlalaştı. Dolandırmanın boyutu, dolandıran kişinin yeteneğine, zekâsına ve eğitimine göre değişirken; dolandırılanın kaybının açgözlülüğüne bağlı olduğunu son yıllarda yaşanan “Çiftlik Bank” ve “Kripto Para” gibi olaylar tanıtladı. Bu olaylarda dolandırılanların büyük çoğunluğunu eğitimli ve yüksekokul mezunları oluşturmaktadırlar. Çalışmadan hızlı zengin olmak için her yolu mubah gören bu ahlak yoksunu eğitimli(!) kurnazlar toplumsal değerlerin sıradanlaştırmasında da büyük bir rol oynamaktadırlar. Milleti ahlaksızca dolandıran Tosuncuk ve benzerleri, günümüz toplumunda kimsenin kendine itiraf edemediği siyasal, sosyal, ahlaksal ve dinsel çürümüşlüğün ne boyutta olduğunu açık bir şekilde ortaya çıkmasına da vesile oldular. İnsanın, emeğin hiçbir değerinin kalmadığı, üçkâğıtçılığın liyakatsizliğin, haksız kazancın, ahlaksızlığın normal karşılandığı ve bütün değerlerin sıradanlaştırıldığı toplumlarda böyle olayların yaşanmasına şaşmamak gerek…

Çalışmayı sevmeyen bu tembel kurnazların, çok kazındıkları zaman hiç sesleri çıkmaz kaybettikleri zaman zavallı mağdur elbisesini giyerek ağlamaya başlar devleti ve başkalarını suçlarlar… Bunları dolandıran zekiler ise kısa bir saltanattan sonra hayatlarını parmaklıklar arkasında geçirler… Eee.. hayat her zaman tercihlerden oluşur, ama her tercihin bir bedeli vardır. Aklını kullanmayan genel doğruyu ve iyiyi tercih etmeyen; zekâ ve kurnazlıkla hareket eden bütün canlılar kısa süreliğine kazanmış gibi görünseler de uzun sürede hep kaybederler.

Ama yine de insan var oldukça Neolitik Dönemden itibaren başlayan bu ilişki türü kesintiye uğramadan devam edecektir. Hep yeni tosuncuklar ve bir avuç tuzla onların peşinde koşan kurnazlar olacaktır…