Prof. Dr. Mehmet ÖZHANLI
İnsan, basitlik içerisinde, karmaşık bir yapıya sahip zayıf bir varlıktır. Bu karmaşıklık zayıflığından gelmektedir. Zayıflığını örtmek için soyut duygularla dokuyup giyindiği giysi, onu kendi benliğinin özüne inmesini ve gerçekleri kendisine itiraf etmesini engeller. Çocukluk anından itibaren saf gerçeklerinin ve doğrularının arasına o kadar çok yalan ve abartı katar ki zamanla hangisinin kendisinin gerçeği olduğunu kendisi de ayırt edemez hale gelir. Zihninde yarattığı ve kendisini inandırdığı yalan dünyasını, “ego”nun çelikten sert kabuğuyla sararak kendisine ve dışarıya karşı kurşungeçirmez bir sığınağa çevirir. Böylece insan, kendisinin de anlamayacağı karmaşık bir yapıya dönüşür. Kendisine bile itiraf edemediği kötü duygu ve düşüncelerini takındığı yüzlerce maskeyle toplum içerisinde rahatlıkla gizleyebilir. Sanırım, insanın takındığı en masum maske, virüsten korunmak için takmış olduğu maskedir.
Kıyafet giyen tek canlı insan, aslında otçul veya etçil değil omnivor yani her şeyi yiyebilen, hepçil bir türdür. Genel çerçevede fiziki benzerlikler olsa da hiçbiri diğeriyle birebir aynı değildir. Parmak izlerinin farklı olması gibi. Her bakımdan birbirinden tamamen farklı olan bu canlı din, ırk, ideoloji vb. tutkallar kullanılarak bir araya getirilir. Bir guruba dâhil olan insanın benliği ve özü gurubun ruhu ile birleşerek birey olma özelliğini kaybeder. Böylece dev bir kartopunun içerisindeki bir kar tanesine dönüşür. Gurup içerisinde karar alabilme ve bireysel hareket edebilme kabiliyetini yitiren insan, dağdan kopup gelen çığ, yağmur ve kardan oluşan sel gibi bilinçsizce hareket ederek önüne çıkan her şeyi ya da peş peşe koşup uçurumdan yuvarlanan hayvan sürüleri gibi kendisini yok eder.
İnsanı diğer canlılardan ayıran en önemli özelliği alet yapabilme yeteneği ile kendi türünü ve diğer canlıları çıkarları doğrultusunda kullanabilme becerisidir. Bu yeteneklere daha çok sahip olan zeki, kurnaz ve bencil insanlar, Neolitik Dönemden itibaren hayvanları evcilleştirip insanları köleleştirip bir sömürü sistemi kurmuşlardır. Değirmen düzeneğine benzer biçimde kurdukları bu sistemde öğütülüp sınıflandırılan insanlar öyle uyuşturulurlar ki durumdan asla şikâyetçi olmazlar. Tam tersine mevcut sömürü sisteminin devam edebilmesi için canları da dâhil her şeylerini ortaya koyarlar. İçinde bulundukları gurubun bu tür insanların yüreklerinde ve beyinlerinde oluşturduğu egonun çelik duvarları ses geçirmez olduğundan bunlara gerçekleri sözle anlatmak mümkün değildir. Bir tek şey bunlara gerçeği olduğu gibi gösterebilir “aynalar”. İnsanın kendini ve gerçeği olduğu gibi göstermesi için yaptığı en büyük icat aynadır. Yaşam alanlarının tamamına konacak her şeyi olduğu gibi yansıtan aynalarla, bunların kendilerinden kaçmalarının ve kendilerini kandırmalarının önüne belki geçilebilir. Belki de “Nergis Çiçeğine” dönüşen Narkissos gibi aynada gördükleri kendilerine âşık olurlar, yeme içmeden kesilerek aşklarından eriyerek ortadan kalkarlar ve diğer canlılar rahat eder.
Doğaya, kendi türüne ve diğer bütün canlılara zarar verdiği halde kendisini hep masum gören insan! Bu gün kendine bir iyilik yap. Aynaya bakarak hiç çekinmeden kulaklarının duyacağı yüksek bir sesle gerçekten nasıl bir karaktere sahip olduğunu kendine çekinmeden söyle…






