Prof. Dr. Mehmet ÖZHANLI
Torosların zirvesinde bulunan Pisidia Uygarlığını, Akdeniz’e bağlayan en önemli vadilerden biri Aksu Vadisidir. Vadi içerisinde akan nehrin ismi antik dönemde “Kestros” iken, günümüzde “Aksu Nehri” ve nehrin aktığı vadi de “Aksu Vadisi” olarak adlandırılmıştır. Taşımacılığa uygun olmayan Nehir, antik dönemde bölgenin oldukça zengin çam ve sedir ormanlarından kesilen ağaçların Pamphylia (Antalya Kıyıları) limanlarına ulaştırılmasında kullanılıyordu. Pisidia’yı Pamphylia’ya bağlayan en önemli yol da bu nehir boyunca açılmıştı. Pisidia’yı Akdeniz limanlarına bağlayan bu yolun Pisidia tarihinde önemli bir yeri vardır. MS 46 yılında Kıbrıs’tan yola çıkan Aziz Paulus ve Havari Barnabas Perge Limanına gelmişler bu yolu takip ederek Pisidia Antiokheiası’na varmışlardır. Hıristiyanlığın ilk vaazlarından birinin verildiği Antiokheia’nın MS 325 yılında haç merkezi ilan edilmesiyle Aziz Paulus’un yürümüş olduğu bu yol da, kutsal olarak kabul edilmiştir. Bu gün birçok Hıristiyan, hacı olmak için Antiokheia’ya bu yolu yürüyerek gelmektedirler.
Torosların Pisidia Bölgesindeki zirvesini oluşturan 2637 metre yüksekliğindeki Davraz Dağının eteğinden başlayan vadinin birçok bölümünde keskin kanyonlar bulunmaktadır. Bu kanyonlardan en ünlüsü, yolun kenarındaki yüksek kayalığın üzerinde bulunan bir yazıttan dolayı “Yazılı Kanyon” olarak adlandırılandır. Kanyona adını veren yazıt, Anadolu’daki en önemli epigrafik buluntulardan birisidir. Antik dünyanın önemli düşünürlerinden biri olarak kabul edilen Epiktetos’un “Hür İnsan Şiiri”, “Tabula ansata” olarak isimlendirilen bir çerçeve içerisine yazılmıştır. Stoa felsefesinin önemli filozoflarından olan, gerçek adı bilinmeyen Epiktetos, MÖ 1. yüzyılda, Hieropolis’te (Pamukkale) bir köle olarak doğmuştur. Epiktetos isminin anlamı “satın alınmış, edinilmiş”tir. İmparator Nero zamanında Roma’ya götürülen Epiktetos, kendisi de azat edilmiş bir köle olan Epaphridotos tarafından satın alınmış ve azat edilmiştir. Zamanın büyük Stoik filozofu Musonius Rufus’tan ders alan Epiktetos da Stoik bir filozoftur. Epiktetos, hocası Rufus’un kendisine öğretmiş olduğu “bedeninin/nefsinin haz ve tutkularından kurtulup, ruhun özgürlüğünü korumayı ve yükseltmeyi, erdemi sevmeyi, ıstırap ile ölümü küçük görmeyi” hayatına uygulayarak “doğaya ve akla uygun” bir şekilde yaşamaya çalışmıştır. Epiktetos’un felsefesini, düşüncelerini ve yaşamını yazdığı hiçbir metin günümüze kalmamıştır. Onun felsefesini ve yaşamını, İzmitli öğrencisi Adrianus’un toplayarak sekiz bölüm hâlinde yayınladığı konuşmalarından öğreniyoruz. Bu metnin sadece dört bölümü günümüze ulaşmıştır.
Epiktetos’un insanı ve insanın nasıl yaşaması gerektiğini anlatan felsefesinin en güzel örneği Yazılı Kanyondaki kayanın üzerine kazınmış olan şiiridir. Şiirde, bu kanyondan geçen yolculara şu şekilde seslenmekte Epiktetos:
Hür İnsan Üzerine Şiir
Ey yolcu, yol hazırlığını yap ve koyul yola; şunu bilerek:
Hür kişi sadece karakterinde hür olan kişidir.
Kişi hürriyetinin ölçüsü bizzat kendi doğasında bulunur
Ve kararında içtenlikliyse hür kişi,
Yüreğinde ise dürüstlüğü, işte bunlar asil yapar kişiyi
Ve bununla yücelir kişi hatalarla değil.
Ana-babadan gelen uydurma bir asaletten tat almaz o;
Zira ana-baba değildir hür insanı doğuran,
Zeus’tur herkese ata olan ve de tek kök insanoğluna.
Herkesin tek şansı vardır, o alır kader icabı beden güzelliğini,
Budur soy güzelliği ve hür olma hali gerçek anlamda.
Ruhen köle olan ise sakınmaz kötü sözden, katmerli köle de olsa
Aşırılıktır şiarı bu kişinin, yüreğinde soysuzluk vardır.
Ey yolcu, Epiktetos köle bir anadan doğmuştu ama
Yüceydi herkesten bir kartal gibi; bilgelikte ise takdire şayandı ruhu.
Söylemem gerekirse, tanrısal bir varlık doğurdu onu. Keşke şimdi de (bu mümkün olsa)
Böylesine yararlı ve sevinç kaynağı bir insan,
Tüm ünlü kişiler arasında köle bir anadan dünyaya geldi. (Çeviri: Prof. Dr. Sencer ŞAHİN)
Epiktetos’un insanın hürriyeti üzerine yazdığı bu özgürlük şiiri, eğitimini aldığı kendi ana dilinde bile yazılanları anlamayan, nefsinin kölesi olmuş defineciler tarafından tahrip edilmiştir. Kayanın içerisinde define aramak için dünyadaki bütün altınlardan daha değerli olan bilgiyi tahrip eden köle ruhlu bu cahillere, nefsinin köleliğinden kurtulamayan insanların, define bulsalar bile hep köle olarak yaşamaya mahkûm olduklarını iyice belletmek lazım.
İnsanların haz dolu nefsinin peşinden koşturulduğu, birçok şeye bağımlı kılındığı, özellikle paranın ve gücün kölesine dönüştürüldüğü günümüzde bu şiir büyük bir önem kazanmıştır. Şiirin bulunduğu bu özgürlük kanyonunda, her hür insan hayatında en az bir kez yürümelidir.
Köle bir anne babanın çocuğu olarak dünyaya gelen Epiktetos’un şiirinde yaptığı doğru tespitler, insan var olduğu sürece geçerliliğini koruyacaktır. (Şiirin analizini bir başka yazıya bırakalım).






